Kâzım,
Devrimciliğin yapılacağı yer burası değil. Tandoğan ve Çağlayan da değildi. Türk bayrakları arasında, gördüm, açılmış tek parti bayrağını, İP bayrağını sanki sen sallıyordun. Ne kadar tipik; nasıl bir fırsatçılık bu Kâzım.
Ağzında büyük sermaye - küreselleşme işbirlikçileri falan gibi koskocaman ve içi bomboş laflarla, "emperyalist" Amerika'nın geliştirdiği Windows'u, "sosyalist" Çin'in ürettiği ama Amerikan markası taşıyan bilgisayarlarla kullanıp, "küreselleşmiş" dünyanın parçası oluyorsun. Sakın yapma Kâzım; cısss.
Önerim, telgraf, teleks ve belki de duman işaretleri ile haberleşmen bundan böyle. Çikita muz yeme. Devrim dışında otomobil kullanma. Benzin alma. Yürü Kâzım. Yalınayak yürü. Ayakkabının tabanı lastik çünkü; dışardan gelmiş, dışa bağlı.
O iki mitinge katılanların tamamının küreselleşmeye karşı olduğunu düşünmüyorsun herhalde.
Benim tanıdığım birçok kişi, senin düşman gördüğün yabancı şirketlerdeki işlerinin başlarına döndüler Pazartesi sabahı. Bazılarının kafası da karışmıştı. "Biz laiklik konusundaki duyarlılığımızı göstermeye gittik, garip bir yabancı düşmanlığı ile
sarmalanmış pis bir safsata bulutu etrafımızı sardı" diyenler çoktu Kâzım.
Türkiye'yi bir deli gömleğine sokmak isteyenlere, bundan 30 yıl önceki heyecanınla hâlâ destek vermen, beni ancak gülümsetiyor Kâzım.
Sen güzel çocuktun Kâzım; hâlâ olabilirsin.
Ama bu yaşta, aynı, manevralarına safsata ile açıklama bulmaya çalıştığın partin gibi, gençliğinin karikatürü oluyorsun Kâzım.
Selamlar.
10 Mayıs 2007 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder